DijitalPaNO

#dijital #pazarlama #etkinlikler #sosyalmedya #reklam #agilemarketing #işletmeler

Dijital Pazarlamayı Firma Bünyesinde Yapmanın Riskleri

Dijital Pazarlama markaların pazarlama faaliyetlerinde offline pazarlamaya oranla daha fazla yer almaya başlayalı hatırı sayılır bir zaman geçti. İlk günlerin heyecanı, ne yapacağını tam olarak bilememe durumu yerini biraz daha kontrollü gitmeye yavaş yavaş bıraktı. Türkiye’de de durum biraz geriden de olsa gelişmiş ülkelere paralel gidiyor diyebiliriz. Ölçme, değerlendirme ve nitelikli içerik üretme konusunda biraz daha geride olduğumuz söylenebilir.

Dijital pazarlamayı şirket içinde yapmak daha mı iyi?

Nitelikli içeriğin ne olduğuna bir başka yazıda uzun uzun değineceğim ama kısaca sadece ilgi çeken değil, etkileşim de yaratabilen içerik olduğunu söyleyebiliriz.

İçerik üretmek, üstelik de bunu sürekli yapmak sürdülebilir bir dijital pazarlama iletişiminin olmazsa olmazı. Dolayısıyla bu noktada dijital pazarlama içeriklerinizi üretenlere büyük rol düşüyor. Ama başarılı bir dijital pazarlama sadece nitelikli içerik üretmekle bitmiyor. Aynı zamanda bunu dağıtmak, ilgili kitleye ulaştırmak da çok önemli. Bu nedenle dijital pazarlama ekibinizin farklı rolleri yerine getirebilecek farklı yeteneklere sahip kişilerden oluşması gerekiyor.

Ülkemizde son yıllarda gözlediğim bir durum; firmaların dijital pazarlamayı kendi bünyelerinde oluşturdukları ekiplerle yürütmeleri. Orta ölçekli firmaların büyük çoğunluğu ve hatta markaların bir kısmı bu yöntemi tercih ediyor. Kendi bünyesinde bir dijital pazarlama departmanı kurmak; tüm dijital pazarlama faaliyetlerini bu departmanla yürütmek… Faydaları da var tabi ama faydadan çok risk ve orta/uzun vadede zarar mı getiriyor? Bu yazıda biraz bunlara değineceğiz.

Düşük Maliyet – Sınırlı Kabiliyet

Dijital pazarlama çok çeşitli üretim ve uzmanlık alanları gerektiriyor. Sosyal medya yönetimi, içerik üretimi, dijital tasarım, optimizasyon, dijital reklam yönetimi, ölçme, strateji…

Firmalar tüm bu prosesleri kendi bünyelerinde yapmaya başladıklarında nitelikten ödün veriyorlar. Bir alanda uzman olan bir ekip üyesinden diğer 2 başlık üzerinden de hizmet vermesi bekleniyor. Mesela, hem sosyal medyayı yönetsin, hem tasarım yapsın hem de SEO’dan anlasın gibi… Maalesef bu mümkün olamıyor.

Tüm bu başlıklar çok farklı uzmanlıklar, tecrübeler ve kabiliyetler gerektiriyor.

Bir veya birden fazla ajansla çalışmanız durumunda tüm bu süreçler farklı sektörlerde çok çeşitli kampanyalar deneyimlemiş, yönetmiş kişilerce gerçekleştiriliyor. Mesela bir videograf bir ajansta hizmet veriyorsa, bu kişiden bir blog yazısı yazması beklenmiyor. Her başlık için ayrı ayrı o alanda uzman kişiler çalışıyor. Kabiliyetlerdeki bu çeşitlilik ortaya yaratıcı, zengin fikirlerin çıkmasına da olanak veriyor.

Uzmanlaşmanın, tecrübenin ve kabiliyetlerin sınırlı olduğu şirket içi üretimler sanılanın aksine orta ve uzun vadede faydadan çok zarar getiriyor.

Kötü Tasarım – Düşük Etkileşim

Tasarımın önemine ne kadar yazı yazsak azdır. Aynı şekilde kötü tasarımın negatif etkilerine de…

Dijital kanallar eskisinden çok daha fazla görsel üretim istiyor. Hergün, düzenli içerik üretmeniz gereken bir alandan bahsediyoruz. Şirket içi departman yapılanmalarında bir grafik tasarımcı çoğu zaman bulunduruluyor. Ama iş bir grafik tasarımcıyla bitse keşke… Günümüzde tasarım da aynen dijital pazarlamada olduğu gibi farklı uzmanlıklara ayrılmış durumda. Tipografide iyi olan bir tasarımcı, video editlemede iyi olmayabilir. Hadi diyelim tüm bunları yapabilen bir tasarımcı buldunuz; tasarımcıyı denetleyen, ona brief veren iç yapılanmaların da gerçekten çok iyi bir tasarım gözü olması gerekiyor.

Tasarımda sevdiğim bir motto var “If design is not solution, then it is pollution.// Eğer tasarım bir çözüm üretmiyorsa kirlilikten başka bir şey değildir.” Bunu içselleştirebilmiş tasarımcı bile bulmak zorken, bunu anlayabilen, nitelikli tasarımı bir görüşte ayırt edebilen departman çalışanları bulmak çok zor.

Peki kötü tasarımın ne gibi bir yan etkisi var? Önce izlenme, daha sonra takip edilme oranlarınız düşüyor. Şimdi kendinizden düşünün; sosyal medyada takip ettiğiniz bir marka. Düzenli olarak fotoğraf ve hatta video içerikler yayınlıyor. Sürekli de bir mesaj verme durumu var bu içeriklerde. O kadar kalabalık, o kadar karmaşık tasarım dili var ki; bir süre sonra gözünüze batmaya başlıyor. Bırakın verdiği mesajı okumayı, o anki paylaşımı bile gözünüz görmek istemiyor. Ne yaparsınız? “Unfollow/takibi bırak” butonu işte bu kadar yakın aslında!!! Bir de tam tersini düşünün. Sadece görsellerinin güzelliği için takip ettiğiniz markalar yok mu?

Şirketi/Markayı İyi Tanımak mı, Farklı Sektörlerin Getirdiği Deneyim Zenginliği mi?

Inhouse dijtal pazarlama yapan firmaların en önemli argümanı; “biz ürünümüzü/hizmetimizi bir başka ajansa anlatırken çok fazla vakit kaybediyoruz” oluyor. Kısmen haklı olabilirler.

Bir markanın çalışanları tabi ki faaliyet alanlarını en iyi tanıması gereken kişilerdir. Aynı zamanda bunu başta müşterileri olmak üzere etkileşimde oldukları tüm gruplara anlatması gerekenler de…

Diyelim bir şirket bunu üçüncü parti bir firmaya anlatmakta zorlanıyor; peki müşterisine nasıl anlatacak?

Bir başka sebep düşünelim; vakit kaybetmek istemiyor olsun. Ajanslar farklı sektörlerden pek çok firma ile çalıştıkları için firmanızı ve faaliyet alanını sizin tahmininizden çok daha kısa sürede anlar. Hatta belki biliyor bile olabilir. Sektörlerdeki bu çeşitlilik ajanslara yaratıcılık ve çözüm odaklılıkta önemli bir manevra kabiliyeti sağlar. Dahası da var; bu sektörel çeşitlilik satınalmalarda size bütçeden tasarruf olarak geri dönebilir. Size sunulan fiyat çoğu zaman ajansa sunulan fiyatın üzerinde kalır.

Tarafsız Olmaktan Uzaklaşma – Ölçmede Hatalar

Ajansa yaptırılan işlere karşı ilk tepki sorgulama, hemen beğenmeme yönündedir. Bu sorgulayıcı tavır çoğu zaman ortaya iyi bir iş çıkmasını sağlar.

Inhouse üretimde firma çalışanları yapılan herşeyi neredeyse koşulsuz bir yaklaşımla “çok beğenir.” Kuzguna yavrusu anka görünür misali 🙂 . Dışardan eleştiren bir üçüncü gözün olmayışı sorgulamada eksikliklere yol açar.

Dijital pazarlamanın olmazsa olmazı ölçmede aksaklıklar olur. Elde edilen değerlerin “parlayanları” yüceltilir.

Bir de tersini düşünün; her ay size en ince ayrıntısına kadar hesap veren bir ajans ve rakamlar. Sorgulayabildiğiniz, objektif yaklaşabildiğiniz sayılar.

Şirket içi Üretim mi, İyi bir Dijital Ajansı mı?

Tüm bunlardan sonra bana sorarsanız önerim tabi ki iyi bir dijital ajansla, hatta alanlarında öne çıkmış birkaç ajansla çalışılması yönünde. Günümüzde ajansların uzmanlıkları da daralıyor. Eskisi gibi her işi iyi yaptığını iddia aden ajanslar artık daha az. İçerik ajansınız, SEO ajansınızdan farklı olabilir.

Ucuza mal edebileceğini düşünmek orta ölçekli şirketlerin büyüyememesinin önemli nedenlerinden biri. Bu sadece dijital pazarlamada değil üretim gerektiren her alanda geçerli. Ucuza mal ettiğiniz herşey aslında size çok yüksek bir maliyet olarak geri dönüyor, büyüyüp gelişemiyorsunuz.

Peter Drucker’ın pazarlamanın ne kadar önemli olduğunu anlattığı şu rafine sözünde olduğu gibi “İnovasyon ve pazarlama sonuçları (ciroyu) getirir, geri kalan herşey maliyettir.”

Bu cümleyi anlayan bir yönetimin pazarlamayı öyle kolayca şirket içinde yapılacak bir şey olarak görmeyeceğini düşünüyorum. Kolektif bir çalışma bilinci mutlaka ki gelişecektir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 9 Temmuz 2017 by in Dijital Pazarlama and tagged , , , .

Dolaşım

%d blogcu bunu beğendi: